Haber EX

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı Ortaya Çıktı: Aile Öyküsü Hayati Önem Taşıyor

Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı Ortaya Çıktı: Aile Öyküsü Hayati Önem Taşıyor

Haber EX Haber EX -
34 0
meme ve prostat kanseri genetik - Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı Ortaya Çıktı: Aile Öyküsü Hayati Önem Taşıyor

İZMİR – Sağlık dünyasında önemli bir gelişme yaşandı. Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, farklı organlarda görülmelerine rağmen meme ve prostat kanserleri arasında dikkat çekici genetik ortaklıklar bulunduğunu açıkladı. Bu bulgular, kanserle mücadelede kişiye özel tedavi stratejilerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Genetik Mirasın İzleri: BRCA Mutasyonları Kilit Rolde

Prof. Dr. Burak Turna, yaptığı açıklamada, meme ve prostat kanserlerinin görünürdeki farklılıklarına rağmen, kökenlerinde yatan genetik faktörlerin benzerlikler taşıdığını vurguladı. Özellikle meme ve prostat kanseri genetik bağıntısının merkezinde BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonların yer aldığını belirtti. Bu mutasyonların, kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri, erkeklerde ise daha erken yaşlarda ortaya çıkan agresif prostat kanseri riskini anlamlı derecede artırdığına dikkat çekti.

Aile Öyküsü Neden Bu Kadar Önemli?

Bu genetik bağlantılar ışığında, aile öyküsünün kanser tarama ve genetik değerlendirmelerdeki kritik rolü bir kez daha altı çizildi. Prof. Dr. Turna, “Aile öyküsü, genetik değerlendirmelerin en kritik aşamalarından birini oluşturuyor. Erken yaşta veya agresif seyirli meme kanseri teşhisi konulan bir annede BRCA mutasyonu saptandığında, oğlunun prostat kanseri açısından mutlaka genetik incelemeye tabi tutulması gerekmektedir. Tersine, metastatik veya yüksek dereceli prostat kanseri teşhisi almış bir babanın kızında da meme kanseri riskini artıran genetik yatkınlıklar görülebilir” şeklinde konuştu.

Kanser Sıklığı ve Ortak Genetik Temelin Önemi

Prof. Dr. Turna, meme kanserinin dünya genelinde ve Türkiye’de kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olduğunu hatırlattı. Kadınların yaklaşık sekizde birinin yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını belirtti. Prostat kanserinin de erkeklerde en yaygın kanser türlerinden biri olduğunu ve yaşam boyu görülme riskinin %12-15 civarında seyrettiğini ekledi. Bu yüksek istatistiklerin, iki kanser türü arasındaki ortak genetik temelin anlaşılmasını daha da elzem hale getirdiğini ifade etti.

Kişiye Özel Tedavi ve Erken Tanıda Genetik Analizlerin Rolü

Genetik analizlerin, sadece risk faktörlerini belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda erken tanı stratejilerinin oluşturulmasında da büyük bir öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Turna, bu analizlerin gereksiz tedavilerden kaçınmak ve aile bireylerinin risk düzeylerini netleştirmek açısından da değerli olduğunu vurguladı. Ayrıca, PARP inhibitörleri gibi hedefe yönelik kanser tedavilerinin planlanmasında da genetik analizlerin kritik bir rol oynadığını sözlerine ekledi. Bu gelişmeler, haberex.com.tr olarak sağlık alanındaki en güncel ve güvenilir bilgileri siz değerli okurlarımızla paylaşma misyonumuzun bir parçasıdır.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir